Yaşamın Şifresi

2016-02-23 Etiketler:

 

 

 

İnsanoğluna doğuştan verilen bazı seziler var; yetenekler, içgüdüler… Bunlar var olduğu inkâr
edilemez gerçekler. Hepimiz kabul etmeliyiz, ediyoruz da eninde sonunda. Peki
ya yönlendiremediğimiz, kontrolümüz dışında olan şeyler? Karşımızdaki insanın
ne düşündüğü, doğal afetler ya da evrendeki her şeyin –biz dahil- var oluş
nedeni, tesadüflerimiz veya gerçekleşse bile zamanında fark edemediğimiz o
mucizelerimiz…

Yeteneklerimizi, özelliklerimizi veya kişiliğimize bağlı oluşan davranış biçimlerimizi bir
noktaya kadar yönlendirebiliyor, şekillendirebiliyoruz. Ama bizi asıl rahatsız
eden, asıl değiştirmeye çalıştığımız şey, bizim dışımızda gelişen ve üzerinde hâkimiyet
kurmakta zorlandıklarımız olmuştur. Özünde o hâkimiyeti hiç kuramadığımız,
oluşunu engelleyemediklerimiz.

Asıl soruyu ise nedense kimse sormuyor; bu kontrolü niye ısrarla sağlamak istiyoruz? Neden sağlayamıyoruz değil, niye
ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz buna?

Üzerinde doğduğumuz, öyle ya da böyle nimetlerinden faydalandığımız bu dünyaya gelirken
bize sorulmadı, evet. Fakat bu dünyadan, diğer paydaşlarımızdan farklı ve/veya
üstün olduğumuz bilgisiyle kodlanmadık hiçbirimiz. Bize bahşedilen bu ruh, bu yeti;
bizim gibi olmayanları dışlamak veya bize daha iyi hissettirmek için hayat
bulmuş olamaz. Var oluşumuzun şifresi olan bu kıvılcım, kendi oluşturduğumuz
sistemlere dayanarak, istemediğimiz şeyleri yok etmek için değil; daha başka,
daha asil bir amaç için var olmuş olmalı. Çünkü şuan geldiğimiz nokta, evrenin
bize, bir şeylerin yanlış gittiğinin sinyallerini veriyor. Doğa, insanoğlu yüzünden
verdiği haklı savaşın geri bildirimini kritik kodlarla duyurmaya çalışıyor. Biz
hırçınlaştıkça doğa daha da hırçınlaşıyor. Biz ne verirsek; aynı toprak gibi, aynı
bir birey gibi, bize daha fazlasını veriyor. Asıl karşı koymaya çalıştığımız
şey yine biz’leriz, kendimiziz. Asıl görmekten kaçtığımız şey de.

İki taraf için de; insan ve karşısına aldığı insan için de, doğa bazı şeylerin yolunda
gitmediği, bazı hamlelerin yanlış olduğu sinyalini vermiyor mu bizlere? Sanki
var olan bu düzene sonradan katılan bizler, tüm bu evrenin bir döngüden ibaret
olduğunu unutuyoruz.

İnsanoğlu yeryüzündeki her şeyi kontrol edemez belki ama her yaptığı şeyi kontrol
edebilir. Bizde bu yetenek var. Hem de kimse bunu bizden daha iyi yapamaz.

Asıl önemi olan nasıl daha iyi hissederiz veya hissettiririz değil, nasıl daha mutlu
oluruz ve oldururuz olmalı. Bazı şeyleri değiştirmeye çalışmak yerine olduğu
güzellikte bırakmak, sadece bizi değil birlikte yaşadığımız her canlıyı mutlu
edecektir eminim.

 

Dünya o mutluluk hatırına dönmüyor mu sizce de?

 
 
 
 
 
 

Ecem Balaban

Stratejik Planlama ve Pazarlama